Günün 24 Saati Karanlık Olan Bölge: Güney Kutbu’nda Çalışan Kadın Yaşadığı Zorlu Şartları Anlattı

Güney Kutbu’nda bir yıl çalışan bir kadın, hayatının en unutulmaz deneyimlerinden birini anlatıyor. Eksi 77 dereceye kadar düşen sıcaklıklara meydan okuyan, haftada sadece iki kez iki dakikalık sıcak duşa izin verilen bu deneyim, gerçekten bir kez yaşanacak türden. Gelin birlikte bu maceraperest kadının yaşadıklarına bakalım… ?

Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/femail/ar…

Michelle Endo yedi kıtayı ücretsiz gezebilme fırsatı bulmuş bir isim.

Geçtiğimiz yıl, Güney Kutbu’na en yakın üs olan Amundsen-Scott araştırma istasyonunda bir mutfak koordinatörü olarak görev yaptı. Bu bölgede, güneş yılda sadece bir kez doğup batıyor. Bu iş sayesinde Endo, Güney Kutbu’nu ziyaret etmek için binlerce pound harcamak zorunda kalmadan bu benzersiz deneyimi yaşama fırsatı buldu.

Kendisi Güney Kutbu’nu sürekli karanlık olan kış ayları Mayıs’tan Ağustos’a kadar görmüş sadece 261 kadından biri.

Dünya’nın en zorlu çevrelerinden birinde yaşamanın zorlu noktaları olduğunu dile getiriyor. 

‘Açıkçası soğuk, ama sadece soğuk değil, çok daha soğuk.’

Bu kış, hava sıcaklığı rüzgarın etkisiyle eksi 77 dereceye kadar düştü.

Ancak, belki de daha da dikkat çekici olan, vücudun bu duruma nasıl uyum sağladığı ve bu soğuğa rağmen birdenbire normal gibi hissettirmesi. Bu durumu anlatmak gerçekten zor. Güney Kutbu’ndaki dış sıcaklık normal birinin dondurucu bulduğu soğuktan üç kat daha fazla. Michelle, sadece soğuk hava koşullarının değil, aynı zamanda 2 bin 885 m yükseklikte yaşamaya alışmaya çalıştı.

Basınç yüksekliği değişkenlik gösterir, bu yüzden 3000 metrede uykuya dalabilir ve sonra bin 500 metrede uyanabilirsiniz.

Michelle, orada olduğu süre boyunca sanki bir uzay gemisindeymiş gibi yaşadığını belirtti. Şubat ortasından sonra, Ekim sonuna dek orada kalmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Hep birlikte aynı binada yaşadıklarını ve çalıştıklarını, bu yüzden normal bir iş gününün sonunda eve dönme gibi bir lükslerinin olmadığını ifade etti. Kasım ve Şubat ayları arasında altı ay süren bir güneş dönemi yaşandığını, bu döneme ‘austral yaz’ adının verildiğini belirtti.

Bir merdiveni bile çıkmak nefesinizi kesebilir.

Birkaç ay süren ‘alacakaranlık’ döneminden sonra, 10 Mayıs’ta kutup bölgesi yaklaşık altı ay boyunca tamamen karanlıkta kalıyor. Bu durumun ‘Kış Beyni’ adı verilen bir durumu tetikleyebileceğinden birçok çalışan Kasım’da işinin bitmesine rağmen hala bu durumla başa çıkmak zorunda kalıyor. Yeni yıl bu nedenle Güney Kutbu’nda Temmuz ayında kutlanıyor.

Auroralar ise tam bu dönemde orada çalışan herkesi büyülüyor.

‘Eylül ayında, güneşin yeniden doğuşundan önce, gözlerimin tanık olduğu manzaraları hiçbir zaman unutamam.’ diye anlatıyor Michelle. ‘Antarktika’da gözlerimin önüne serilen auroraları bir daha yaşayacağımı ya da göreceğimi düşünmüyorum.’ Michelle, bugüne dek 60’tan fazla ülke gezdi, çoğunlukla İngilizce öğretmeni olarak Japonya’ya yerleşti ve gemilerde gençlik danışmanı olarak görev yaptı.

Michelle eve döndüğünde uzun, sıcak bir duş almanın rahatlığı ile ağlamış.

Şu an Yeni Zelanda’da birkaç haftalık bir tatil yapıyor ve Noel için Amerika’ya dönmeyi planlıyor. Oradayken zihinsel açıdan çok zor bir durumda olduklarını, basit iletişim kurmanın bile zor olduğunu belirtiyor. En çok özlediği şeylerden biri uzun ve sıcak bir duş alabilmekti ve bu, dönüşünde yaptığı ilk şey oldu. Güney Kutbu’nda haftada sadece iki dakikalık iki duş alabiliyoruzdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x